info@fztmesuterdogan.com

05545451607

Eskişehir

Lipödem tedavisinde Güncel yaklaşımlar

Lipödem İçin Umut Veren Gelişme: Ameliyatsız Tedavilerde Yeni Bilimsel Bulgular

Lipödem tanısı alan kadınların en sık sorduğu sorulardan biri şu:

“Ameliyat olmadan bacaklarımdaki ağrı, şişlik ve hacim azalabilir mi?”

Bu soruya bugün için “kesin olarak evet” demek henüz bilimsel açıdan mümkün değil. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, lipödemin konservatif ve ameliyatsız yönetimi konusunda önemli ve umut verici sonuçlar ortaya koymaya başladı.

Özellikle ekstrakorporeal şok dalga tedavisi (ESWT) üzerine yapılan çalışmalar dikkat çekiyor.

İtalya’dan dikkat çekici bir çalışma

Roma’daki Sapienza Üniversitesi ve Sant’Andrea Üniversite Hastanesi’nden araştırmacıların 2023 yılında yayımladığı pilot çalışmada, evre II alt ekstremite lipödemi bulunan 15 kadın değerlendirildi.

Hastalara toplam 8 seans, haftada 2 kez olmak üzere; defokus ve radial şok dalga tedavisi, mezoterapi ve kinesiotaping kombinasyonu uygulandı. Araştırmacılar yalnızca ağrıyı değil; bacak çevresini, yaşam kalitesini, fonksiyonel durumu ve cilt altı yağ dokusunun ultrasonografik özelliklerini de değerlendirdi. (PubMed)

Sonuçlar dikkat çekiciydi.

Örneğin:

  • Proksimal uyluk çevresi ortalama 66,6 cm’den 63,9 cm’ye geriledi.
  • Orta uyluk çevresi 56,6 cm’den 54,0 cm’ye düştü.
  • Distal uyluk çevresi 46,3 cm’den 44,3 cm’ye geriledi.
  • Baldırın proksimal bölgesinde 39,0 cm’den 37,1 cm’ye,
  • Orta baldırda 36,6 cm’den 34,8 cm’ye,
  • Distal baldırda ise 24,9 cm’den 23,2 cm’ye gerileme görüldü. (ResearchGate)

Üstelik araştırmanın önemli taraflarından biri yalnızca tedavi sonundaki ölçümlerin değerlendirilmemiş olmasıydı.

Hastalar tedavinin bitiminden 1 ay ve 6 ay sonra da takip edildi.

  1. ayda ölçümlerin büyük bölümünde elde edilen azalmanın önemli ölçüde korunduğu görüldü. Örneğin proksimal uyluk çevresi 64,0 cm, orta uyluk 54,1 cm ve orta baldır 34,8 cm olarak ölçüldü. Yani tedavi sonrasında belirgin bir geri dönüş gözlenmedi. (ResearchGate)

Sadece çevre ölçümü de değil

Çalışmanın belki de daha önemli tarafı, araştırmacıların ultrasonografik değerlendirme yapmış olmasıydı.

Cilt altı yağ dokusunun kalınlığında ölçülen bölgelerin tamamında anlamlı azalma bildirildi. Örneğin proksimal uyluktaki cilt altı doku kalınlığı ortalama 21,8 mm’den 15,6 mm’ye, orta uylukta ise 17,8 mm’den 13,1 mm’ye geriledi.

Bu değişikliklerin 6 aylık takipte büyük ölçüde korunduğu bildirildi. Ayrıca elastografi değerlendirmelerinde dokunun sertliğinde azalma ve elastikiyetinde iyileşme gözlendi. (ResearchGate)

Ağrı açısından da sonuçlar dikkat çekiciydi.

Hastaların başlangıçtaki ortalama ağrı skoru 6,9/10 iken tedavi sonunda 1,5/10’a geriledi. Altıncı ayda ise bu değer 1,8/10 olarak ölçüldü. (ResearchGate)

Peki bu çalışma “lipödem ameliyatsız tedavi edildi” anlamına geliyor mu?

Burada önemli bir bilimsel ayrıntı var.

Hayır.

Bu çalışma küçük ölçekli bir pilot çalışmaydı ve yalnızca ESWT uygulanmadı. Şok dalga tedavisi; mezoterapi ve kinesiotaping ile birlikte kullanıldı. Bu nedenle ortaya çıkan sonuçların ne kadarının ESWT’den, ne kadarının diğer uygulamalardan kaynaklandığını kesin olarak söylemek mümkün değil.

Zaten araştırmacılar da daha büyük örneklemli, kontrollü ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu özellikle belirtiyor. (PubMed)

Üstelik daha yeni çalışmalar da konunun henüz tamamen çözülmediğini gösteriyor. Örneğin 2026 yılında yayımlanan başka bir küçük çalışmada radial ESWT sonrasında fonksiyon, yaşam kalitesi ve fiziksel aktivitede olumlu gelişmeler görülürken, ultrasonografik doku kalınlığı ve bazı biyolojik ölçümlerde anlamlı değişiklik bulunmadı. (Sage Journals)

Yani bugün için en doğru ifade:

Lipödemde ESWT ve diğer konservatif tedaviler umut verici sonuçlar göstermektedir; ancak daha büyük ve kaliteli klinik çalışmalara ihtiyaç vardır.

Bizim yaklaşımımız: tek bir yönteme değil, kişiye özel tedaviye odaklanmak

Kliniğimizde lipödem yönetiminde de tek bir cihaz veya tek bir uygulama üzerinden ilerlemiyoruz.

Hastanın klinik bulgularına göre manuel terapi/manuel lenfatik drenaj, kompresyon tedavisi ve uygun hastalarda ESWT gibi yöntemleri bir arada değerlendiriyoruz.

Kendi klinik pratiğimizde, özellikle düzenli takip ve uygun kompresyon desteği ile çevre ölçümlerinde ve hastaların şikâyetlerinde belirgin iyileşmeler gözlemlediğimiz vakalar bulunuyor.

Ancak burada da önemli bir ayrım yapıyoruz:

Klinik deneyimlerimiz bilimsel çalışma sonucu değildir.

Bir hastada elde ettiğimiz iyi sonuç, başka bir hastada aynı oranda sonuç alınacağı anlamına gelmez. Lipödem; evresi, doku yapısı, fibrozis düzeyi, eşlik eden ödem, yaşam tarzı ve hormonal faktörler gibi birçok değişkenden etkilenebilen kronik bir tablodur.

Bu nedenle hedefimiz yalnızca “bacak inceltmek” değil; ağrıyı azaltmak, dokunun özelliklerini iyileştirmek, ödem ve sıvı yönetimini desteklemek, hareket kapasitesini artırmak ve elde edilen kazanımların mümkün olduğunca sürdürülebilir olmasını sağlamaktır.

Sonuç

Lipödem konusunda artık yalnızca cerrahi seçenekleri konuşmak zorunda değiliz.

Bilimsel literatürde ESWT, manuel lenfatik drenaj, kompresyon ve diğer konservatif yaklaşımların farklı sonuçlarını araştıran çalışmalar giderek artıyor. İtalya’da yapılan küçük pilot çalışma da bu alanda ameliyatsız yaklaşımların geleceği açısından dikkat çekici sonuçlar ortaya koyuyor. (PubMed)

Henüz “lipödemin ameliyatsız kesin tedavisi bulundu” noktasında değiliz.

Ama şunu söylemek için elimizde giderek daha fazla neden var:

Lipödem yönetiminde ameliyatsız tedavilerin geleceği, düşündüğümüzden çok daha umut verici olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar