Fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında edindiğim bilgi birikimini, bilimsel yaklaşım ve etik değerler çerçevesinde hastalarımla buluşturmayı temel ilke edinen bir fizyoterapistim. Mesleki yolculuğum, insan vücudunun bütüncül yapısını anlamaya ve manuel terapi temelli tedavi yaklaşımlarını derinlemesine öğrenmeye duyduğum ilgiyle şekillendi.
2014 yılında Dumlupınar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden başarıyla mezun olduktan sonra aktif klinik çalışmalarına başladım. Mezuniyetimin hemen ardından, fizyoterapinin yalnızca semptomlara değil, problemin kaynağına odaklanması gerektiğine olan inancım doğrultusunda özellikle manuel terapi yaklaşımları üzerine yoğunlaştım. Mesleğe başladığım ilk yıllardan itibaren, klasik uygulamaların ötesine geçerek kas-iskelet sistemi, sinir sistemi ve postüral denge arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamaya yönelik çalışmalar yaptım.
Bu akademik ve klinik merakımı daha ileri bir noktaya taşımak amacıyla İzmir Demokrasi Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimime başladım. Yüksek lisans sürecim boyunca manuel terapi alanında güncel literatürü yakından takip ederek, bilimsel temelli yaklaşımları klinik uygulamalarla birleştirmeye odaklandım. Akademik çalışmalarım, hastaya özel değerlendirme ve bireyselleştirilmiş tedavi programlarının önemini daha net görmemi sağladı.
Mesleki gelişim sürecimin ilerleyen yıllarında; manuel terapi ve karyopraktik yaklaşımlar başta olmak üzere, özellikle üst servikal (üst boyun) bölge üzerine yoğunlaştım. Üst boyun bölgesinin, duruş, denge, baş ağrıları, baş dönmesi ve birçok fonksiyonel problemle olan yakın ilişkisi, bu alanda derinleşmemi sağladı. Bu doğrultuda atlas terapi üzerine çalışmalar yaparak, üst servikal bölgeye yönelik manuel terapi ve karyopraktik uygulamalarda uzmanlaştım.
Atlas vertebrasının vücut dengesi üzerindeki rolünü merkeze alan bu yaklaşımda, temel hedefim her zaman güvenli, bilimsel ve etik sınırlar içerisinde kalan uygulamalar yapmak oldu. Kliniğimizde uygulanan tüm tedavi programları; detaylı değerlendirme, klinik bulgular ve literatür ışığında planlanmakta, her hasta için kişiye özel olarak şekillendirilmektedir. Hiçbir uygulama “tek tip çözüm” anlayışıyla ele alınmaz; vücut bir bütün olarak değerlendirilir.
Bugüne kadar 3000’in üzerinde hasta ile birebir çalışma fırsatı buldum. Farklı yaş gruplarından ve farklı klinik tablolarla başvuran hastalarla edindiğim deneyim, tedavi sürecine yalnızca teknik bilgiyle değil; empati, iletişim ve hasta eğitimi boyutuyla da yaklaşmam gerektiğini bana öğretti. Klinik gözlemlerime göre; doğru değerlendirme, uygun manuel terapi teknikleri ve hastanın sürece aktif katılımı, tedavi başarısında belirleyici rol oynamaktadır.
Halen Eskişehir’deki kliniğimizde, manuel terapi, karyopraktik uygulamalar ve atlas terapi başta olmak üzere fizyoterapi alanındaki güncel ve bilimsel yaklaşımları hastalarımla buluşturmaya devam ediyorum. Amacım; yalnızca ağrıyı azaltmak değil, hastalarımın vücutlarını daha iyi tanımalarını sağlamak ve uzun vadeli fonksiyonel iyilik haline katkıda bulunmaktır.
Bilimsel gelişmeleri takip eden, etik değerlere bağlı ve hasta odaklı bir anlayışla; fizyoterapi ve rehabilitasyon alanında güvenilir bir yol arkadaşı olmayı sürdürüyorum.
